Yapraklar Sonbaharda Neden Renk Değiştirir ?

0
12

Yapraklar Sonbaharda Neden Renk Değiştirir ?

Sonbaharın serin günleri masmavi bir gökyüzü, altın sarısı Güneş ışığı ve sarı, turuncu, kırmızı renklerde göz alıcı yapraklarla süslenir. Yaprakların renk değiştirmesi ağaçların kendilerini uzun kışa hazırlama şeklidir. Tıpkı bizim pencerelere panjur taktırıp, kalın kışlık giysileri ve battaniyeleri çıkarmamız gibi…

Yazın, meşe ve akçaağaç üzerindeki yapraklar yeşildir çünkü bu yapraklarda bolca yeşil bir pigment olan klorofil bulunur.

Ağaçların klorofil üretebilmek için Güneş ışığına ihtiyaçları vardır. Klorofil, suyu ( H2O ) hidrojen ve oksijenlerine ayırmak için Güneş ışığını kullanır. Bu esnada yapraklar da havadan karbondioksit gazı emer. Bu işlemin sonucundan ortaya çıkan son iki ürün, karbonhidrat ( ağaç için ev yapımı besin ) ve sonradan havaya karışan oksijendir ( soluduğumuz gaz). Bu işleme ‘’ fotosentez ‘’ adı verilir.

Çoğu yaprak, yeşil klorofil pigmentlerinin yanı sıra; sarı, turuncu ve kan portakalı renginde karotenoit pigmentleri de içerir. Ağaçların karotenoit üretmek için ışığa gereksinimleri yoktur. Botanik bilimciler, bunlara yardımcı pigmentler adını verir çünkü karotenotiler bir miktar Güneş ışığını emerek bu enerjiyi klorofile aktarır. Yazın, bu yardımcı pigmentlerden ( karoten, likopen ve ksantofil ) pek görmeyiz çünkü bol miktarda mevcut olan yeşil klorofiller tarafından maskelenirler.

Ancak gittikçe kısalan güz günleri, Güneş ışığının daha az ve havanın daha soğuk olacağı anlamına gelir. Dolayısıyla her ağaç kış uykusu için mümkün olduğunca çok besin depolamaya çalışır. Dallarda depolamak için, yapraklardan azot ve fosfor çekilir. Yaprakları gövdeleri ve dalları arasında mantarımsı hücreler oluşarak, yaprakların besin ve su kaynağının azalmasına neden olurlar.

Azalan gün ışığı, su ve besinler yüzünden klorofil sentezi yavaşlar. Ancak eski ve yorgun klorofil kendi olağan hızından parçalanır ( işe bakın ki gün ışığı bu kez işleme zarar verir) böylece her yaprağın deposu gittikçe azalır. Pek çok ağaçta yeşil renk solarken, sarı ve turuncu pigmentler saklandıkları yerden çıkarlar. ( bunlara, havuca turuncu rengini veren karotenler de dahildir.)

Kırmızı ve mor pigmenteler ise ancak hava serinlemeye başladığında ve önce yapraklarda oluşur, onlara kırmızının çeşitli tonları ve şarap rengini verir.( Pigmentler, aynı zamanda turplara kırmızı, patlıcanlara mor ve yabanmersinlerine mavi rengini veren antosiyanin pigmentleridir. )Botanik bilimciler, bazı ağaçların sonbaharda neden genetik olarak antosiyanin üretmeye proglamlandıklarını öteden beri merak etmişlerdir. Yeni araştırmalar antosiyanin pigmentinin, ağacın kendine has Güneş koruyucusu olabileceğini göstermektedir.

Antosiyanin pigmentleri, bolca Güneş ışığı ve serin havanın yardımıyla yaprağın şekerli özsuyundan yapılır. Botanik bilimcilere göre, antosiyanin pigmentleri yaprakların zayıflayan fotosentez üretimine kalkan olarak çok fazla Güneş ışığına maruz kalmalarını önler. Tıpkı cildimizi Güneş ılığından koruyan melanin pigmenti gibi. Kırmızı pigmentler kalkan görevi görürken, yapraklar dökülmeden veya ölmeden önce ağaç, hararetle içlerindeki besinleri parçalayıp dallarına ve gövdesine doğru çeker.

Antosiyaninler aynı zamanda C ve E vitaminleri gibi etki edip, sonbahar yaprağının kırılgan yapısına oksidasyonla zarar vermeden önce serbest radikallerden açığa çıkmasını sağlarlar.

Üstte ve dışta duran yapraklar, Güneş ışığına maruz kalanlar oldukları için en kırmızı olanlardır. Bazı ağaçlarda, örneğin akçaağaçta antosiyanin pigmentlerinin kırmızısı, karotenoitlerin sarısıyla birleştiğinde ortaya inanılmaz güzellikte turuncu yapraklar çıkar.

Yaprakların döndüğü renk, kendi saç rengimiz gibi, çoğunlukla kalıtımsaldır. Ancak bu renklerin sönük mü yoksa canlı mı olacağı hava durumuna bağlıdır.

En yoğun ve en göz alıcı tonlar, sonbahar geldikten sonra, serin ve Güneşli günlerin ardından oluşur. Örneğin hava sıcaklığı  0-7  0C arasına düştüğünde, daha fazla antosiyanin oluşur. Birleşik Devletler’de, göz kamaştırıcı yapraklar için en ideal bölge Vermont’tur.

Güz yerini kışa bırakırken, renkler de solar ve yapraklar dökülmeye başlar. Her yaprak bulunduğu dala, bir zamanlar su ve besin akışı sağlanan ince damarlar yoluyla tutunmuştur. Hava soğudukça, her bir gövdenin ucundaki hücreler birbirinden ayrılır. Hafif bir rüzgar veya yağmur, bu dayanıksız sapları kopararak aşağı düşürebilir ve yapraklar rengarenk bir halı gibi toprağı örter.

Sarı ve kırmızı pigmentler, yapraklar yere düştükten sonra günlerce içlerinde kalabilir. Ancak renkli pigmentler yavaş yavaş dağılmaya başlar. Geriye kalan tek şey tanenlerdir, çaya da rengini veren kahverengi ve kimyasal bir maddedir.

Su kaynağı kesilen ve artık kahverengiye dönüşmüş olan yapraklar kurur. Rüzgarla yükselip havaya savrulur, üzerlerinde yürüdüğümüzde hışırtı çıkarıp dağılırlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here