Sıradaki içerik:

Mikro ve Makro Ekonomi Nedir? Aralarındaki Fark Nedir?

e
sv

Vergi Nedir? Vergi Çeşitleri ve Vergi Kuralları Nelerdir?

155 okunma — 08 Şubat 2021 23:30

Vergi Nedir? Vergi Çeşitleri ve Vergi Kuralları Nelerdir?

Benjamin Franklin 1789’da ‘’ Bu dünyada hiçbir şey ölüm ve vergi kadar kesin değildir’’ demişti. Aslında vergilerden şikayet eden ilk insan sayılmazdı. Hükümetler, varoluşlarının başlangıcından beri türlü yöntemlerle para toplamaya çalışmışlardı. İncil’de anlatılana göre Yusuf ve Meryem, mülklerini vergi amacıyla kaydetmek için Beytüllahim’e gider; 1086’da Kral William, Domesday kayıtlarını kimleri vergilendirebileceğini bulmak amacıyla hazırlatır; MS 10’dan beri Çin vatandaşları gelir vergisi ödemek zorundadır.

Bugün bile vergiler, politikadaki en tartışmalı konulardan biridir. Başkan George H. W. Bush hala 1988’deki seçim vaadi, ‘’ Dudaklarımı okuyun: Yeni vergi yok ‘’ ile hatırlanır. Ne yazık ki, devletin mali durumu onu yalancı çıkarır ve birkaç vergi artışıyla geçen dört seneden sonra, seçmen bir sonraki seçimde onun aleyhine tercih yapar.

Tarihin başından beri insanlar, çabalayıp kazandıkları paraların ellerinden alınmasına haklı olarak karşı çıkmıştır. Üstelik eski vergi toplayıcıları bugünkünden daha acımasızdır. O zamanlar, köylüler ve işçiler vergilerini ödeyemezse, eşlerini veya kızlarını köle olarak satmak zorunda kalmıştır. Politikalara yön veremeden ( mesela oy kullanma hakkı olmadan) vergi vermek zorunda olmak pek çok şikayete ve sonunda 1215’de Magna Carta’nın imzalanmasına, Fransız Devrimi’ne Boston Çay Partisi ve Amerikan İç Savaşı’na sebep olur.

Yine de, tüm bu örneklerde alınan vergiler, bugün dünyadaki pek çok ülke vatandaşının vermek zorunda olduğunun yanında devede kulak gibi kalır. O zamanlar vergi, genelde yüzde 10’un altındadır ve her sene alınmaz; savaş zamanlarında toplanan geçici vergiler vardır. Bugün, hiç savaşa girmeyen İsviçre’de bile ortalama bir işçi, maaşının yüzde 30’unu vergi olarak verir.

Vergilendirme Çeşitleri Nedir?

Temelde, 20. Yüzyılın son yarısında refah devleti ve sosyal güvenlik sistemleri doğdu. Dünya etrafındaki ülkeler, sağlık, eğitim, işsizlik, yaşlılık sigortaları ve kamusal güvenlik harcamalarını ödeyeceklerini vaat ettiler. Eskisine göre daha fazla harcama yapmaları gerektiği için bu ekstra parayı temin etmek zorunda kaldılar. Vergiler çözüm oldu.

Sırf gelir vergisi ( kişinin maaşına bağlı olarak yapılan kesinti ) de değil. Hükümetler artık büyük bir vergi menüsünden seçim yapabilirler:

  • Katma değer vergisi: Satış sırasında ürünlere kona vergiler ve benzin gibi ürünlerdeki sabit vergileri de içeren grup
  • Değer artış kazancı vergisi: Değerlenen bir yatırımın satışından elde edilen kara konan vergi
  • Şirket ve işletme vergileri: Şirketlerin karlarına konan vergi
  • Miras vergisi: Ölen birinin varlığına konan vergi
  • Emlak vergisi : Gayrimenkul satışlarına konan vergi.
  • İthalat ve ihracat tarifeleri : Gümrük vergisi olarak da bilinir.
  • Çevre vergisi: Salınıma konan vergi
  • Servet vergileri: Bir kişinin varlıklarından alınan vergi

Pek çok ülkede hem hükümet hem de yerel yönetimler vergi toplama gücüne sahiptir. Yerel yönetimler daha çok emlak vergilerine, hükümet ise gelir vergisine güvenir.

O halde 20. Yüzyılın ortalarından beri, vergiler hem vatandaşları koruyan kurumlara ( ordu, polis, acil servisler, mahkemeler ve politikacılar) don sağlama, hem de serveti zenginler ve ihtiyacı olanlar arasında yeniden bölüştürme görevini üstlenir. Ayrıca genelde, ülke zenginleştikçe vatandaşlardan alınan vergi de artar.

Smith’in Vergi Kuralları Nedir?

Milletlerin Zenginliği’nde Adam Smith vergilendirme için dört kural belirler:

  1. İnsanlar gelirleriyle oranda katkıda bulunmalıdır: Bu, daha çok kazananların daha çok vergi vermesi anlamına gelir. Pek çok ülkede artan orantılı gelir vergisi uygulanır; yüksek gelir grupları yoksullardan daha büyük oranda vergi öder. Hem vergi oranları hem de vergi faturaları daha yüksektir. Vergiler orantısal da olabilir. ( herkesin aynı oranda vergi verdiği sabit vergiler gibi ) azalan oranlı da olabilir ( zenginler gelirlerinden veya servetlerinden daha az oranda vergi öder). Günümüzün artan oranlı gelir vergisi sisteminde vergiden muaf bir gelir dilimi vardır. Bu dilim aşıldıktan sonra insanlar maaşlarından, belli bir miktara kadar belli bir oranda vergi öderler, bu miktar aşıldığında daha fazla oranda vergi öderler e bu böyle gider.
  2. Vergiler keyfi değil kesin olmalıdır, zamanı ve ödeme şekli herkes için açık olmalıdır.
  3. Vergiler uygun bir zamanda alınmalıdır: Mesela kira ergisi, kiralar toplandıktan sonra alınmalıdır.
  4. Vergiler hem vatandaş hem de devlet için gereğinden fazla olmamalıdır: Başka bir deyişle, insanların güncelik hayatlarında yaptıkları tercihleri mümkün olduğunda az etkilemelidir. Marjinal vergi oranını ( insanların halihazırda çalıştıklarından bir saat fazla çalıştıklarında ödeyecekleri vergi oranı ) arttırmak insanların daha fazla çalışmasını engelleyebilir. Fakat bu önemli bir tartışma konusudur çünkü bazı insanlar vergi sisteminin insanları ‘’ iyi şeyler ‘’ yapmaya teşvik edecek ve diğerlerinden uzak tutacak bir araç gibi kullanılması gerektiğini düşünür. Örneğin, hükümetler, sigara ve alkolden kamu sağlığı için, yüksek vergi alır.

Vergilendirmenin Sınırları Nelerdir?

Vergiler arttıkça, insanlar ödemenin yollarını arar. 1970 ve 1980’lerde dünyanın pek çok hükümeti bu durumla karşılaştı. Bazı işçiler, yüzde 70 veya üstünde marjinal vergi oranı ( yani kazandıkları her ekstra dolar ve pound için ödedikleri vergi oranı) ödemek durumunda kaldı. Fazladan mesai yapmak yerine daha az çalışmaya, fazla gelirlerinden vergi vermek yerine emeklilik maaşına yatırmaya veya paralarını denizaşırı ülkelere taşımaya başladılar. Paranın dünyanın bir yerinden diğerine tek bir tuşa basarak aktarılabileceği bir çağda, paranın denizaşırı transferini engellemek oldukça güç hale geldi. Bu yüzden hükümetler vergilerini olabildiğince rekabetçi tutmak zorundadır.

Ne var ki, zaman içinde vergiler birbiri üstüne eklemlenmeye başladı ve her geçen yıl sistem daha karmaşık ve inatçı hale gedl. Genç William Pitt, 1798’de İngiltere’nin ilk gelir vergisini yürürlüğe soktuğunda, bunun sadece Napolyon Savaşları’nı karşılayabilmek için yapılan geçici bir uıygulama olduğunda diretmişti. Belki buna kendisi bile inanmıyordu!

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli