Uzayıp Giden Yolda Neden Hayali Su Birikintileri Görürüz ?

0
45

Uzayıp Giden Yolda Neden Hayali Su Birikintileri Görürüz ?

Ah, o yaz mevsimi yok mu! Piknikler, havai fişekler, uzun seyahatler ve illüzyonların ( göz aldanması) mevsimi! Kavurucu sıcaklarda, tek damla yağmur düşmeyen bir günde, uzayıp giden otobanda muazzam parıldayan hayali su birikintileri görmek gibi illüzyonlardan söz ediyoruz.

İllüzyonlar, yeryüzünün en soğuk bölgelerinde çok daha muhteşem bir görüntü yaratabilir. Kuzey kutbuna doğru bir seyahate çıkarsanız ve tüm koşullar uygunsa, denizin üstünde, havada asılı gibi baş aşağı duran bir buzdağı görebilirsiniz.

İllüzyon, ışığın hava molekülleriyle karşılaştığında kırılmasıyla oluşur. Kupkuru asfalt üzerinde görünen su birikintisi olayını ele alalım. Asfalt, Güneş’ten gelen ışığı çok iyi emer ve sıcak yoldan yükselen ısı, yol üzerindeki havayı ısıtır.

Güneş ışığı, gökyüzünden yeryüzüne inerken daha soğuk ve yoğun olan hava katmanından, yol üzerindeki düşük yoğunluklu ve sıcak olan havaya geçer. Havanın düşük yoğunlukta olması, havada ışığın karşılaşacağı daha az gaz molekülü olduğu anlamına gelir. Dolayısıyla yukarıdan süzülen ışık dalgasının sıcak havaya girdiğinde geçtiği yol daha boştur ve hız kazanır.

Bu arada ışık dalgasının, daha yoğun olan havadan geçmeye devam eden kısmı biraz yavaş ilerler. Bu da dalgada bir çeşit kırılma meydana getirir. Kırılmış olan ışık dalgası artık yol boyu ilerlemektedir; zemini sıcak havada ve tepesi de daha soğuk olan hava katmanındadır. Ortaya çıkan hava direnci dalgamın tekrar kırılmasına neden olunca ışık huzmesinin gözlerimize doğru yollar ve biz de su görürüz.

Peki bu nasıl olur?

Gözlerimize ulaşan ışığın bir kısmı, gökyüzünden görüntü taşır. Sıcak hava hareketleri yoğun olduğundan, görüntü parıldar. Biz de önümüzde uzanan yolda bir su birikintisi gördüğümüzü zannederiz. Ancak arabayla yaklaştığımızda görüntü aşağıya doğru iniyormuş gibi görünür. Sürekli kaybolur ve yeniden ortaya çıkar ama bir türlü ulaşılamaz.

Bu tip illüzyonlara ‘’ serap ‘’ adı verilir. Çünkü serap gerçekten var olan bir nesnenin altında görünür / bizim örneğimizde bu gökyüzü oluyor). Bununla birlikte yüzeyde değil de, yukarıda gördüğümüz seraplar da vardır. Genellikle, ısınan katman altında kalan soğuk ve yoğun havanın bulunduğu göl veya deniz üzerinde gözlemlenir. Söz konusu durumda, sudan veya genleşen buzdan dışarı yansıyan ışık ışınları kırılarak gökyüzüne doğru ilerleyebilir ve tekrar üzerimize yansıyabilir.

1643 yılında, Angelucci adında bir rahip Sicilya ve İtalya arasındaki Messina Boğazı’na bakarken inanılması güç bir manzara gördüğünü anlatmıştır. Önce deniz ufka doğru sakine uzanmış ve ardından suyun içinden birdenbire koyu sıradağlar çıkmıştır.

Dağların önünden, birdenbire binlerce kirli beyaz sütun yükselmiş, çok geçmeden sütunlar küçülmeye başlamış ve nihayetinde Roma mimarisine özgü beşik kemerlere dönüşmüştür. Ardından görkemli bir final yaparak, beşik kemerlerin üzerinden pencereler ve kulelerle süslenmiş devasa kaleler yükselmiştir.

Rahibin gördüğü karmaşık bir illüzyon olan ve fata morgana adı verilen bir çeşit yükselme olayıdır. Fata, İtalyanca masalsı anlamına gelir. Efsaneye göre Morgan le Fay, Kral Arthur’un kız kardeşi idi. Havada asılı duran kaleler yaratmak gibi özel bir yeteneği vardı.

Peter Angelucci’nin önünde beliren dağlar, sütunlar ve kaleler gerçekten de çok fazla ışık açısının bir araya gelmesiyle oluşan denizin pırıltılı görüntüsüydü. Böyle inanılmaz görüntüler düz, dalgasız ve sakin denizlerde de oluşabilir. Işık o veya bu yöne kırılarak denizin parçaları sanki gökyüzüne fırlamış gibi bir görüntü yaratır.

Hayalet dağ sıralarının yanında, gerçek dağlar ve gökdelenler de, biçimsiz ve baş aşağı görünebilir. Ufuk çizgisinin altında kaldığı için görünmeyen bir tekneye vuran Güneş ışığı atmosfere doğru ilerlerken kırılabilir ve tekneyi su üzerindeymiş, hatta bulutların arasında yelken açmış gibi gösterebilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz