Niye Gözyaşı Dökeriz ?

0
12

Niye Gözyaşı Dökeriz ?

İnsan bir yakınını kaybedince, baş sızısından dolayı bir mükâfat kazandığında, duygusal bir film izlerken, senelerdir üzerine titrediği çocuğunu evlendirirken veya çok haklı olduğuna inandığı bir mevzuda haksızlığa uğradığında gözyaşlarına dominant olamaz.

 Sebepleri çok farklı olsa da tüm vakalar karşısında gözlerden akan damlalar ruhsal bir boşalma sağlar. İnsan ağladıkça açılır, rahatlar gibi görünür. Ancak göz yaşının artta uyuyan psiokolojik ve biyolojik mekanizma hala bütün anlaşılmış değildir.

Ağlama biçimi insandan insana değiştiği gibi gözyaşı dökmenin de farklı şekilleri vardır. Reelinde gözlerimizde kesintisiz gözyaşı salgılanır. Bunlar göz kırpmamız sayesine gözlerimize gözetir ve sürekli nemli kalmalarını sağlarlar.

Bundan başka soğan doğrarken veya mangal yakarken dumanın gözümüze kaçması neticeyi olarak döktüğümüz yakıcı gözyaşları vardır. Son olarak gerçek mevzumuz olan, yeis, fazla keyif veya eşi gerginliklerimize tepki olarak döktüğümüz ruhsal gözyaşları vardır.

Ruhsal ağlama mevzusunu ilk araştıran Darwin oldu. Tabii her şeyde olduğu gibi bunu da evrim kuramına bağladı. Ona göre ruhsal tepki ve ağlama bir tavır biçiminin tümü idi. Evrim sürecinde bu tepki içinde anlamsız bir işlevi olan gözyaşı öne çıktı. Bu kurama karşı çıkanlar bahane olarak yeniden Darwin’in natürel seçme ve ayıklama kuramını ileri sürdüler. Buna göre evrim içinde insan için verimli işlevler öne çıkmakta, öbürleri körelmekte ve gözyaşı anlamsız bir işlev ise evrim süreci içerisinde yok olması gerekirdi.

Yirminci asrın ortalarında ortaya atılan bir diğer kurama göre ise hıçkırarak ağlayınca dökülen gözyaşlarının hastalıklara karşı korunmamıza destek eden hayatsal bir bedeli vardır. Gözyaşı dökmeden hıçkırarak ağlarken soluk kesiliyor, burun ve boğazdaki gözetici çeperler gözetiyor ve bakterilerin istilasına uygun bir civar haline geliyorlar. Oysa ağlarken burun pasajına akan gözyaşları bu kurumaya mani oluyor.

Tabii bu kuramı ileri sürenler herkesin hıçkırarak ağladığını zannediyorlardı. Oysa insanların çoğu hıçkırmadan suskun suskun ağlarlar. Bu kurama göre spor yaparken burun ve boğazları kuruyan sporcuların da gözyaşı dökmeleri gerekmekteydi.

Pek akla gelmeyen bu iki kuramdan sonra bir tahmin daha ileri sürüldü. Buna göre de ruhsal kasvetler sırasında bedende bir ekip kimyevi maddeler oluşuyor, bunlar tıpkı ter, idrar, dışkı sayesinde toksik maddelerin bedenden atılışına eş biçimde gözyaşı ile bedenden uzaklaştırılıyorlardı.

Bu kuram doğru ise ruhsal gözyaşları ile soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyevi yapılarının değişik olmaları gerekiyordu. Yapılan deneyler neticeyi görüldü ki, ruhsal gözyaşları, soğan  yakıcı  gözyaşlarından daha fazla protein kapsamaktadırlar. Fakat henüz bu farkın sebebini söyleyecek bir delil bulunabilmiş değildir. Keyif  ve yeis gözyaşlarının da aralarında kimyevi bir fak olup olmadığı hali hazırda incelenmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here