Neden Kendimizi Gıdıklayamayız ?

0
59

Neden Kendimizi Gıdıklayamayız ?

Gıdıklanır mısınız? Kendinizi kaybedercesine güler, kıvranır, bağrış çağrış kaçar mısınız? Birbirini gıdıklama yarışına girmiş iki çocuğun sesi ve kahkahalarla boğuldukları için ayağa bile kalkamamaları, yakınlardaki diğer kişileri de güldürecektir. Aslına bakılırsa, sözlü olarak gıdıklanma tehdidi bile, o meşhur ‘’ gıdı gıdı ‘’ sesi, birden huylanmamıza neden olur. Bilim insanlarına göre, kaşıma hareketiyle üzerime doğru gelen parmaklar, beynimizde gerçekten gıdıklandığınızda vereceğiniz tepkinin aynını yaratabilir.

Gıdıklanmayı böyle çılgınca yapan şey nedir? Bilim insanları gıdıklanma etkisinin öncelikle şaşırma hissiyle ilgili olduğunu düşünüyorlar. Gıdıklanacağınızı seziyor da olsanız, hatta kardeşinizin kanepenin diğer ucundan sinsi sinsi üzerinize geldiğini görseniz bile, tam olarak ne zaman gerçekleşeceğiniz bilemezsiniz. Karanlık bir odada birinin aniden kapı arkasından çıkıvermesi gibi veya tavandan bi örümceğin birdenbire omzunuza düşmesi gibidir daha çok. Bizi deliye döndürmesine rağmen, yapılan çalışmalar birçok kişinin gıdıklanmaktan hoşlandığını ve gıdıklamayı, yakınlık göstermenin şakavari bir yolu olarak gördüklerini gösteriyor.

Gıdıklanmak çok eğlenceliyse, neden kendimizi gıdıklayıp kendi kendimize kıkır kıkır gülemiyoruz?

Araştırmalar bunun nedenini, beynimizin hali hazırda yapıyor olduğunuz şeyi denetlemekte çok iyi olmasına bağlıyorlar. Öyle olmasaydı bir öğleden sonrayı atlamakta dahi zorlanırdık.

Nasıl mı? Algılarımız, tüm gün boyunca dıştan gelen faktörlerle kuşatma altındadır. Ayrıca kendi eylemlerimizden kaynaklanan sürekli duyumsadığımız iç algılarımız vardır: yürürken yerin ayaklarımız üzerinde oluşturduğu basınç, otururken iki yanımızda duran kollarımızın verdiği hissiyat, konuşurken veya çiğnerken dilimizin hareketi… Beyin bunları ve diğer pek çok algıyı çoğunlukla göz ardı eder.

Ancak eğer öğle yemeği arasında, biri arkanızdan gizlice yaklaşıp omzunuza dokunuverirse, sandalyenizden resmen sıçrayabilirsiniz. Beynimiz, kendi içimizden kaynaklanmayan, böyle beklenmedik algılara karşı her zaman tetikte olmak üzere programlanmıştır.

Sürprizlere tepki vermek, güvende olmamıza yardımcı olur; çünkü beklenmedik bir dokunuş veya karşılaşma ( örneğin zehirli bir örümcek ) tehlike anlamına gelebilir.

Kendinizi bir gıdıklamayı deneyin. Beyin için gayet sakin bir durumdur bu. Gıdıklanma üzerine çalışan ( ‘’Merkezi Sinir Sistemi ‘’ ve ‘’ Kendi Kendini Gıdıklama Algısı ‘’ başlıklı makaleleri yayımlayan ) araştırmacılar gıdıklanan kişilerin beyinlerini incelediler. MRI görüntülerine göre, kendi kendini gıdıklamak beynin somatosenroi korteksinde çok az hareketliliğe neden olurken, gıdıklama başka biri ( ya da şey ) tarafından gerçekleştiğinde hareketlilik artmıştır.

Yapılan çalışmalar bu durumu ‘’ sadece siz ‘’ olduğunuz için gıdıklanma tepkisini iptal etmek üzere uyarı gönderen, beynin arka tarafında bulunan beyinciğe bağlarlar. Araştırmacılar aynı zamanda dışarıdan gelen ve beklenen gıdıklamanın, bir an geciktiğinde oluşturduğu tepkinin, umulmadık anda gerçekleşen gıdıklanma etkisi yaratarak, çok daha yoğun olduğunu keşfetmişlerdir. Gıdıklama olayı ne kadar tahmin edilemezse, hissettiğimiz panik de o kadar keyifli olur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz