Sıradaki içerik:

Kuşlar Güneyin Nerede Olduğunu Nasıl Bilir ?

e
sv

İnsanlar Maymundan Türediyse, Neden Ormanlardaki Maymunlar İnsana Dönüşmüyor?

44 okunma — 22 Mart 2021 18:51

İnsanlar Maymundan Türediyse, Neden Ormanlardaki Maymunlar İnsana Dönüşmüyor?

Günümüzde maymunlarla çok fazla ortak özelliğimiz olsa da maymunlar insana dönüşmemiştir. Maymunlarla olan ilişkimizi, uzaktan kuzenimiz olan biriyle ilişkimize benzeyebiliriz. Kuzeninizin ve sizin büyük büyük babalarınız aynıdır. Biz de maymunlarla ortak bir akrabadan geliyoruz.

Evrime kanıt aramak için geçmişe bakmamız gerekmiyor. Evrim her an her yerde devam eden bir süreçtir. Bir zamanlar penisinle kolayla öldürülen bakterilerin, kullanılan antibiyotiğe ve diğer pek çoklarına direnç gösteren yenileri türemiştir. Hayvan türleri zamanla değişerek çevrelerin daha uyumlu hale gelir. Yeni hayvan türleri ortaya çıkar, binlerce veya milyonlarca yıl yaşam sürüp ortadan kaybolurlar.

Evrim, değişim yaratabilmek için zaman ve mutlu tesadüflere ihtiyaç duyar. Tuhaf görünümlü ama daha iyi iş gören dişler veya daha büyük bir beyin gibi bir türün yaşamını daha idame ettirebilmesini sağlayabilecek özellikler, yeni doğan hayvanlarda tesadüf eseri ortaya çıkabilir. Eğer yeni özellikler hayatta kalmalarına yardımcı olacak nitelikteyse, bunlara sahip olan şanslı hayvanlar daha uzun yaşayabilir ve diğerlerinin yaşamayacağı yerlerde yaşam sürebilirlerse bu değişimler yeni nesillere aktarılır.

Bu özellikler, hayatta kalabilmelerine inanılmaz derecede yardımcı olan özelliklerse, bu özelliklere sahip olanların sayısı, yavaş yavaş olmayanların sayısını göçmeye başlar. Uzun yıllar sonra da türün tamamı değişir.

İnsanoğlu, maymunlar ve goriller de dahil olmak üzere, 100’den fazla hayvan türü gibi primat familyasındandır. Primatlar birbirine çok benzer. Hepimizin ellerinde beş parmak ve ayaklarımızda beş ayak parmağı vardır. Eti ısırıp koparmaktan, taze ve dolgun bir bitkiyi iyice öğütmeye kadar, çok çeşitli yiyeceği rahatça tüketebilmemizi sağlayacak dişlerimiz vardır. Bir kerede bir veya birkaç tane bebeğimiz olur ve çocuklarımızın büyüyüp gelişmesi uzun zaman alır.

Aynı türden olduğumuz en yakın akrabalarımız şempanze, goril ve orangutandır. Benzememizin nedeni onlardan türememiz değil, atalarımızın ortak oluşudur.

İlk memeliler; köpek ve balinaların şempanze ve insanların ve bebeklerini sütle besleyen diğer tüm hayvan türlerinin ataları, bundan yaklaşık 225 milyon yıl önce türemiştir.

Hepsi küçücük, boncuk gözlü ve fare gibiydi. Bilim insanları, derme çatma yuva ve oyuklarda yaşamış olduklarını düşünüyorlardı. Öyle peki eli yüzü düzgün olduklarını söylemesek de dinozorların nesli tükendikten sonra, yaklaşık 65 milyon yıl önce, memeliler esas kimliklerine kavuşabildiler.

Bundan yaklaşık 60 milyon yıl önce, ilk gerçek primatlar ( ilk prosimianlar ) ortaya çıktı. Küçük ve daha çok sıçanı andıran bu tür, o zamanlar gezegenimizdeki karalı büyük kısmını oluşturan ormanlarda, ağaçların tepesinde seğirtti. 30 milyon yıl önce maymunlar da bu gruba dahil oldu ve nihayetinde sayıca prosimianların üstüne çıktılar. Sonraları maymunlar farklı yönlere doğru evrim geçirdi ve daha büyük beyinli maymunlar olan orangutan, goril ve şempanzeler türedi.

İnsanoğlu, şempanze ve yine bir şempanze türü olan bonobo ( cüce şempanze ) yaklaşık 7 milyon yıl önce yaşamış bir aynı atadan gelir. Ancak sonra hepimiz kendi yollarımıza gitmişiz. Bu evrimsel yol, adım adım bizi günümüze kadar getirmiştir. Başka bir evrimsel yol ise şempanze türünü ortaya çıkarmıştır.

Şempanzeler en yakın akrabalarımız olmakla kalmaz, aynı zamanda en çok ortak özelliğe sahip olduğumuz hayvanlardır. Genlerimizin neredeyse % 99’u aynıdır ( bazı genlerimiz vardır ki sadece şempanzelerle ve bazıları da sadece bonobo’larla aynıdır). Benzerliklerimizi biz bile ayırt edebiliriz. Şempanzeler basit aletler kullanabilen ( lezzetli karıncalara ulaşmak üzere toprağı kazmak için ince dallar kullanabilirler ), ilkel silahlar yapan ( daha küçük maymunları avlamak için kullanılan mızraklar gibi ) ve birbirleriyle yiyeceklerini paylaşan sosyal hayvanlardır.

İnsan evriminin sırrı geniş çayırlar ve otlaklardır. İlk maymun türünden olan bazı ilkel atalarımız ormanı terk edip yaşamlarını çayırlarda sürdürmeye çalıştılar. Yağmurlu mevsimlerde çimenler yeşil ve diri, ağaçlar yapraklı ve bodur bitkiler gür olur. Ancak yağmurlar durduğunda, ağaçlar yapraklarını döker ve çimenler kuru otlara dönüşür.

Çayırlarda yaşayan hayvanlar bu değişikliklere uyum sağlamayı öğrenmek zorundadır. Bazen yiyecek çok şey vardır. Bazı zamanlarda ise en sevilen yiyecekler neredeyse tamamen kaybolur. Dolayısıyla yemiş ve küçük meyveler iiçn ağaçlara erişebilmek hayatta kalma ve ölüm arasındaki çizgi gibidir.

Yaklaşık 4 milyon yıl önce çayırlarda yeni bir türün gezinmeye başladığı düşünülüyor. Maymuna çok benzemekle birlikte, bu tür iki ayağı üzerinde yürüyor, boşta kalan iki elini düzlüğe yayılan yiyeceklere toplamak için kullanıyordu. Beyni daha büyüktü. İnsan değildi ama maymun olduğu da söylenemezdi.

İlk hominidler ( insana benzeyen primatlar ) bundan yaklaşık 9 milyon yıl önce ortaya çıkmıştır. Fosillerden nasıl göründüklerini anlayabiliyoruz. Etiyopya’da, bilim insanları, ‘’ Lucy ‘’ adını verdikleri neredeyse hiçbir eksiği olmayan bir kadın iskeleti buldular. 1,2 m’den daha kısa olan Lucy milyonlarca yıl önce yaşamış ve ölmüştü. Dik yürümesine rağmen, muhtemelen oldukça kıllıydı ve maymunu andırıyordu.

Lucy ve onun türü nihayetinde bu hayattan göçtü. Bilim insanlarına göre çayır hayatına daha iyi uyum sağlayabilen sonraki hominidlerle girdikleri yiyecek savaşlarını kaybetmişlerdi. Bu hominidlerin beyni daha da büyüktü ve taştan özel aletler yapıyorlardı. Meyve ve sebze temin edebildikleri gibi avcılık yetenekleri de gelişmişti.

Madern insan ( homosapien ) ilk olarak en az 200.000 yıl önce ortaya çıktı. Düz yürüyor, karmaşık aletler yapmak üzere ellerimizi kullanıyoruz ve sembollerle iletişim kurmak üzere dili icat ediyoruz. Karmaşık sosyal gruplar halinde yaşıyoruz. Ortak bir kültür ve fikir anlayışı geliştirmişiz ve çocuklarımıza öğrettiğimiz belli davranış kalıplarımız var.

Günümüzde ise çayır ve düzlüklerle sınırlı kalmayıp yeryüzünün her yerinde, hatta kutupların acı soğuğu gibi ‘’ normal şartlarda ‘’ yaşamımızı idame ettiremeyeceğimiz  yerlerde dahi yaşayabiliyoruz. Bizim atalarımız olan maymuna benzeyen yaratıklar, uzun zaman önce ortadan kayboldular. Biz ve modern maymun türleri, farklı ama birbirine benzeyen ve yeryüzünü paylaşan hayvanlarız.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli