Sıradaki içerik:

Kaşıyınca Kaşıntı Hissi Neden Gider ?

e
sv

Gözlerimizden Nasıl Yaş Gelir ve Gözyaşlarımız Neden Tuzludur ?

166 okunma — 04 Mayıs 2020 20:45

Gözlerimizden Nasıl Yaş Gelir ve Gözyaşlarımız Neden Tuzludur ?

Gözlerimizin dış köşesinin hemen üstünde ve kaşlarımızın hemen altında gözyaşı bezlerimiz bulunur. Sadece badem büyüklüğünde olmalarına rağmen, bu minik bezler sel gibi gözyaşı üretebilir. Gözyaşı bezleri, siz bu yazıyı okurken bile, devamlı olarak gözyaşı üretir.

Gözyaşının, sıcak bir yaz günü yanağınızdan süzülen terle aynı tatta olması tesadüf değildir. Damarlarımızda akan kan tuzludur. Aslında vücuttaki tuzun yaklaşık % 55’i kan plazması gibi hücre dışındaki sıvılarla çözünür. % 40’lık kısım kemiklerin içindedir. Kalanı da diğer hücreler ve organlarda bulunur. Araştırmacılara göre her yetişkinin vücudunda yaklaşık 227 gram tuz bulunur.

Gözlerimiz, tüm gün boyunca her kırptığımızda ( uyanıkken saatte 900 kez ), tuzlu gözyaşımızla ıslanır. Bu ‘’ bazal ‘’ yaşlar, kir ve bakterileri uzaklaştırır ve göz yüzeyini nemli tutar. Şayet rahatsız edici polen partikülleri, rüzgarın taşıdığı tozlar veya soğan kokusu gözümüze girerse, refleks olarak gözyaşları sel olur.

Arta kalan yaşlar, gözün iç köşesinde süzgeçler yoluyla  başka bir aralığa yollanır. Buradan burun arkasına ulaşarak vücut tarafından emilir.

Ancak gözlerinize çok fazla toz girerse, o zaman durum değişir. Temizleyebilmek için, gözyaşları daha hızlı akmaya başlar. O kadar çok gözyaşı olabilir ki, güzelce kuruyup gitmek yerine alt gözkapağınızdan taşabilir. ‘’ Gözlerim yaşarıyor ‘’ diye şikayet etmeye başlarsınız.

Gözyaşının yaklaşık % 98’i sudur. Sodyumla birlikte potasyum, manganez, kalsiyum ve çinko gibi mineraller içerir. Gözyaşında ayrıca  glikoz ( şeker ), ve gözleri enfeksiyondan koruyan enzim ve antikorlar vardır. Sıvı içindeki yağ ve mukus gözleri kayganlaştırır ve nemli tutulmasına yardımcı olur.

Gözyaşı içinde stresli olduğumuzda beynin hipofiz bezi tarafından üretilen kortikotrapin gibi hormonlar vardır. Bunun yanında bilim insanları en az bir tane doğal ağrı kesici, lösin enkeafilin bulmuşlardır. Bu iki hormonun da, üzgün olduğumuzda veya düşüp bir yerimizi incittiğimizde ağlarken döktüğümüz gözyaşında oldukça büyük miktarda bulunduğu tespit edilmiştir.

İncindiğimizde, stresli olduğumuzda veya mutluyken neden ağlarız? Çoğu araştırmacı duygusal gözyaşlarının, hislerimizi ve diğer insanlara ihtiyaç duyduğumuzu göstermenin bir başka yolu olduğunu söylerler. Bebekler ebeveynlerine yardıma ihtiyaçları olduğunu göstererek; açken, yorgunken, canları yandığında veya sadece kucak istediklerinde ağlarlar. Psikologlara göre, başka birini yatıştırıp ortamı sakinleştirmek istediğimizde de ağlayabiliriz. Gözyaşları, diğer kişilerin empati kurmasını sağlar. Ağlayan kişiyi tanımıyor olsalar da yardım etme isteği oluşur. Yakınını kaybeden bir kişinin ağladığına şahit olmak bizi de ağlatabilir. Aynı zamanda; bir köpeğin selden kurtarılmasını izlerken ya da ‘’ takımımız sonunda kazandı ‘’ gibi moralimizi yükselten anlarda da mutluluk gözyaşları dökebiliriz.

Soğan Doğramak Gözlerimizi Neden Yaşartır ?

Soğan, yenmemek için adeta direniyormuş gibi görünen bir sebzedir. İkiye böldüğümüzde küçük çaplı bir saldırıya uğramış gibi oluruz. Soğan gözlerimizi sızlatır, sulandırır ve doğramaya devam ettikçe gözlerimizi açık tutmakta zorlanırız. Ancak kesilmemiş, bütün bir soğanı yüzünüze yakın tutun, hiçbir şey olmadığını göreceksiniz. Neredeyse hiç kokusu yoktur ve dolayısıyla gözyaşı da yoktur.

Bu kadar masum görünen soğan, nasıl ve neden saldırıya geçer? Parçalanan soğan hücreleri, özel bir enzim yanında, aminoasit süfoksit adı verilen moleküller açığa çıkarır. Enzim, sülfoksiti sülfenik aside çevirir. Asitler yeniden, gizlice gaz olarak havaya karışan syn-propanethisl-S-oxide ( C3H6OS) adlı bir kimyasala dönüşür. C3H6OS, soğandaki göz yaşartıcı maddedir.

Kesildikten yaklaşık 30 saniye sonra, soğandan dışarı çıkan gaz en üst seviyeye ulaşır. Yukarıya doğru çıkan göz yaşartıcı madde, gözlerdeki ince gözyaşı tabakası ile tepkimeye geçer. Bu tepkimede oluşan bir kimyasal, midemizin yiyecekleri parçalamak için kullandığı, aşındırıcı bir asit olan sülfürik asittir.

Sonuç olarak irrite olan sinir uçları beyine mesajlar gönderir ve gözler sızlamaya başlar. Bu esnada, sinir iletileri gözyaşı bezlerini devreye sokarak, doluşan bu asidik kimyasalları ortamdan uzaklaştırmak için sek gibi gözyaşı üretir.

Soğanın kimyası, soğanı bakteri, virüs ve mantar oluşumu gibi diğer tehlikelerden korumak için tasarlanmış gibidir. Rahatsız edici bu gaz, bilim insanlarına göre, bir kesikten içeri girebilecek mikropları öldürmek için tasarlanmış bir kimyasal ‘’ bombanın ‘’ yan ürünü olabilir sadece.

Gözyaşını önlemek için şu teknikleri deneyin: Kesmeden önce soğanı soğutun; soğuk,  göz yaşartıcı faktörü teskinleştirebilir. Akan suyun altında keserseniz, kimyasalın çözünmesini sağlayabilirsiniz veya vantilatörü çalıştırıp soğanın koku veren buharını dağıtabillirsiniz.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli