Gerçekten Beynimizin Sadece Yüzde 10’unu Mu Kullanıyoruz ?

0
6

Gerçekten Beynimizin Sadece Yüzde 10’unu Mu Kullanıyoruz ?

Beynimizin ister yarısını, ister % 10’unu, isterse de bundan da düşük bir oranını kullanıyor olalım, sıklıkla şu iddiayı duyarız: Beynin büyük kısmı, ne zaman olduğu önemli olmaksızın, neredeyse uyku halindedir veya tamamen kapalıdır. Tıpkı karanlık bir odadaki ışıklar gibi… Beynin inzivaya çekilen kısmını uyandırabilirsek, neler yapabileceğimizi bir düşünün!

Beynimizin çok küçük bir oranını kullandığımız fikri, bizi daha fazlasına ulaşma konusunda motive edebilmesine rağmen sadece bir söylentiden ibarettir. New York şehrinin kanalizasyon sisteminde dolaştığı iddia edilen timsah aileleri gibi, kullanılmayıp ziyan edilen beyin fikri de çok eski bir şehir efsanesidir.

Beyin, vücudun komuta merkezidir ve geliştirilmiş bir makine gibi ekstra yakıt kullanır. Yetişkin bir kişinin beyni yaklaşık 1,4 kilo ağırlığındadır veya kendi vücut ağırlığının yaklaşık % 2’si kadardır. Buna rağmen korkunç derecede enerji tüketen beyin, vücut glikozunun neredeyse %70’ine ulaşacak miktarı tek başına yakabilir. Bu enerjinin büyük kısmı; saatte 322 km’ye varan hızla diğer nöronlara, hücrelere ve bezlere sinyal gönderen, beynin 100 milyar nöronu tarafından tüketilir.

Nörologlara göre, bir kazada beyin dokusunun az bir kısmının kaybedilmesi bile çok ciddi sonuçlar doğurabilir veya felç anında beynin küçük bir bölgesinin zarar görmesi, kişinin konuşma ve hareket etme yeteneğini etkileyebilir. Aslına bakılırsa, bilim insanlarına göre, beynin zarar gördüğü halde işlev bozukluğuna yol açmayacak bir kısmı yok gibidir.

Beyin ameliyatı sırasında beynin elektriksel uyarıları göstermektedir ki beyinde kullanılmayan arka odalar yoktur. Elektrik uyarısının dokunduğu her yer bir duyguyu veya hatırayı canlandırır veya vücut hareketlerini güdüler.

Aslında sessizce sandalyenizde oturup hayal kurarken bile, tüm beyniniz meşguldür; güzel hatıraları bulup çıkarmaya, kalp atım hızınızı düzenlemeye, vücudunuzu sıcak tutmaya, gözlerinizi kırpmanız için söz konusu hareketi güdülemeye, öğle yemeğinde yediğiniz sandviçi öğütmeye ve sandalyenin yan tarafından yere düşmenizi önlemeye çalışır.

Beynin ön, orta ve arka gibi başlıca kısımları, altbölüm ve bezleri sessizce çalışır.

Çalışan beynin hareketlerini gözlemlemek için radyoaktif element kullanan özel bir tarayıcı sistem beyinde pasif olan bir kısım bulamamıştır. Tam da bu yüzden, ödev yaparken müzik dinleyebilir, ayağınızla ritim tutabilir ve bir taraftan soluk alıp vermeye devam edebilirsiniz. Beynin büyük bir kısmı her zaman aktiftir ve nörologlar, bir gün boyunca beynimizin % 100’ünü kullandığımızı söylüyorlar.

Ancak o an yapılan işe bağlı olarak, bu bazı bölgelerin diğerlerinden daha aktif olmadığı anlamına gelmez. Aynı zamanda beynimizin daha fazla gelişebilecek yer olmadığı anlamına da gelmez. Yapılan araştırmalar; yeni bir şey öğrendiğimize piyano çalmak, Fransızca konuşmak, topa falsolu vurmak, matematik problemi çözmek gibi beyin nöronları arasında yeni bağlantılar kurduğumuzu göstermektedir. Ayrıca bu nöronların büyüklüğü, şekli ve işlevleri de değişiklik gösterebilir.

Bilim insanları, beyin görüntüleri üzerinden yapılan çalışmalara dayanarak, koşu gibi yoğun fiziksel aktivitelerin de yeni nöron ve bağlantı oluşumu sağlayabileceğini söylüyorlar. Böylelikle % 100’ünü kullanabilelim diye daha fazla beyin hücresi elde etmiş oluyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here