Claudius Galen Kimdir ? Hayatı ve Eserleri Hakkında Bilgiler

0
27

Claudius Galen Kimdir ? Hayatı ve Eserleri Hakkında Bilgiler

MS 131 yılında Anadolu’da doğan Claudius Galen, 17 yaşındayken tıp eğitimine başlamış ve çok değerli tıp bilgilerini içeren eserleri, ölümünden 1600 yıl boyunca ününü korumuştur. Yaklaşık yetmiş yaşına kadar yaşayan Galen, eserlerinin birçok cildini felsefenin ruhuna, kan, balgam, sarı ve kara safradan oluşan dört sıvıya, ilaçlar ve eczacılığa, anatomi ve fizyolojiye ayırmıştır. Gençlik yıllarında Yunanistan, Anadolu, Mısır ve Filistin’i gezmiş. Aristo, Eflatun ve Hipokrat’ın eserlerini okumuş, 28 yaşına geldiğinde ise doğduğu şehir olan Bergama’ya dönerek Asklepios, tıbbın sembolü olan yılanlı asası ( kadüse : dikey bir çubuk üzerine dolanmış yılan ) ile Apollon’un oğlu olarak bilinir.

Beş yıl burada çalıştıktan sonra Roma’ya giden Galen, tıp ilminin hocası olarak çok kısa zamanda ün kazanmış ve Roma İmparatoru Marcus Aurelius’un hekimi olmuştur. Eserlerinde Hıristiyanlığa ve Yahudiliğe gönderme yapan Galen, tektanrıcıdır. Ortaya attığı fikirler, Aristo ve Hipokrat’ın öğretilerini deviren nitelikte olup, o kadar köklü ve benimsenmiştir ki, onun inanışını sorgulamak anlamsızlaşmıştır.

Sağlıklı olma halinin, insan vücudundaki dört salgının ( kan, balgam, sarı ve siyah safra ) dengede olmasına bağlı olduğunu savunan ve ‘’ salgısal patoloji ‘’ kavramını ilk kez ortaya atan Hipokrat’tır. Galen bu fikrin temelini benimsemiş ve insan karakterinin, bu salgılardan her birinin diğerine kurduğu göreli üstünlük tarafından belirlendiğini öne sürmüştür. Buna göre bir insan, kan gibi canlı, balgam gibi soğuk ve hareketsiz, kara sara gibi kederli ve sarı safra gibi sinirli olabilmekteydi. Bu, fiziki bileşimlerin insan karakteri üzerindeki etkisini öne süren geçmişten bugüne gelmiş bir düşünce şeklidir.

Galen, hayvansal ve bitkisel bileşenlerden yaptığı yüzlerce ilacıyla çeşit bakımından zengin eczanesini açmış, oldukça meşgul bir hekimdi. ‘’ Dozaj ‘’ kavramını ortaya atmakla bu alana en büyük katkıyı sağlamış ve ilaç biliminin kurucuları arasında yer almıştır.

Bazı ilaçları, 20’den fazla bileşen içeren Galen, her bir bileşen için hassas oranları olduğu notlar tutmuştur. Hatalı dozun etkisiz, fazla etkili, zararlı olduğuna hatta ölüme yol açabileceğine inanmıştır. Bununla birlikte tıbba olan en büyük katkısı eczacılıkta değil, organların yerleşim düzeninin onların işlevleriyle doğrudan ilişkili olduğu yolundaki öngörüsüyle anatomi alanındadır.

Organların işlevleri hem Galen’den önce hem de sonra, tıpta gizemini koruyan en önemli konular arasında yer alıyordu. Bununla birlikte Galen, organ parçalarını ayırıp inceleme ( diseksiyon ) ve dikkatli gözlem yoluyla, tıp dünyasını bir adım öne taşıyan buluşlarıyla Batı geleneğinden önce yaşamış hiçbir bilginin başaramadığını gerçekleştirmiştir. Bulguları, ağırlıklı olarak iskelet sistemi, kaslar, sinirler ve ciğerlerin yapı – işlev ilişkilerinden oluşmaktadır. Omurilik felci ( paralizi ) ile hissizlik arasındaki ilişkiyi tasvir etmesi, ona duyulan hayranlığı arttırmıştır. Bununla birlikte kan dolaşımı alanında yaptığı buluşlar da eşit derecede öneme sahiptir.

Aristo, kalbin, ruhu içinde barındırdığı ve düşünmekten sorumlu organ olduğunu söylemişti. Bu nedenle Galen’den önce, alınan nefesin damarları sadece havayla doldurduğuna inanılırdı. Galen düşünme eyleminin beynin uzmanlık alanına ait olduğunu, besinlerin karaciğer yoluyla kana karıştığını, karaciğerden gelen kanın diğer organları beslediğini ve oradan da kalbin arterler yardımıyla kanı dolaştırdığını öğretmiştir. Bu görüşler tıp alanında sıçramalara neden olmuştur. Fakat Galen, kapalı sistem içinde kanın tek yönlü olarak nasıl dolandığını anlayamamıştır. Anatomi ve fizyoloji alanındaki kan akışıyla ilgili büyük gelişmeler Adreas Vesalius’u 1543’te, William Harvey’i ise 1628 ‘de harekete geçirmiştir.

Bununla birlikte dini kaygılar, tıp ve bilimin gelişmesini kösteklemiştir. Galen’in o zamanlar Yunanistan’da dini nedenlerle yasaklanan insan diseksiyonları yapıp yapmadığı konusunda kesin bilgiler olmasa da, bu diseksiyonları Mısır’da yapmış olabilme ihtimali ( ki birçok alim bu olasılığı desteklemez ) vardır. İçinde maymunların da olduğu hayvanları incelediği bilinmektedir. Bunun yanında Roma’daki gladyatörlerin cerrahlığını yapması, ona insan vücudundaki neredeyse tüm organları canlı olarak gözlemleyebilme fırsatı vermiştir. Daha sonra insan anatomisi üzerinde yapılan tüm çalışmalar yaklaşık 15 yüzyıl boyunca yasaklanmıştır. O dönemdeki Galen otoritesi ilahi olarak görülmüş ve Orta Çağ’da kilise tarafından Kutsal Galen ( Divinus Galenus ) adıyla anılmıştır. Kendi kendini sorgulayan alim tavrına rağmen, onun teorilerini sorgulayan birçok insan yakılarak öldürülmüştür.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here