Sıradaki içerik:

Ateş Tam Olarak Nedir Ki?

e
sv

Çamaşır Makinesinin Tarihi Hakkında Bilgiler

194 okunma — 18 Ocak 2021 22:20

Çamaşır Makinesinin Tarihi Hakkında Bilgiler

Çamaşır yıkamanın teknolojisinde, beş bin yıl boyunca büyük adımlar atılmamışa benzemektedir. Halil Erdoğan Cengiz,, Anadolu’nun elli yıl öncesinden söz ederken, ‘’ Çamaşır makinesinin değil kendisi; adı, sanı, hayali bile bizim o taraflara adımını atmış değildi, ‘’ demektedir.

Modern teknoloji öncesinde çamaşır yıkamak hiç de sanıldığı kadar kolay, sıradan bir iş değildi. Çamaşır yıkamak, en az iki günlük, uzun bir uğraş gerektiriyordu.

Çamaşır yıkamak için mutlaka hazırlık yapılması, bir gün önceden meşe odunu külünün bir gaz tenekesinde ya da kazanda iyice kaynatılması gerekirdi. O su ateşten indirilip dinlenmeye bırakılırdı. Küller iyice dibe çöker, su tamamen berraklaşırdı. Çamaşıra başlanacağı zaman ocakta kaynayan su ile soğuk küllü su, uygun miktarda ( genellikle bir tas küllü suya iki tas sıcak su ), leğende, birbirine karıştırılır; bu su ve sabunla çamaşırlar yıkanırdı.

Çamaşır yıkamakta tercih edilen ve yaygın olarak kullanılan yöntem küllü su yöntemi ise de, bunun zorlukları nedeniyle, kimiz zaman çamaşır sodası da kullanılırdı. Bazıları küllü suya da çamaşır sodası kadarlardı. Yine de çamaşırların en iyi biçimde küllü suyla temizlendiğine inanılırdı. Küllü suyun Anadolu’da kullanımı o denli yaygındı ki, bundan 70-80 yıl öncesine kadar mahalle aralarında dolaşıp kül toplayıp satanlar vardı.

Küllü suyla çamaşır yıkamanın zorluğu sadece harcanan zaman ve emekten ibaret değildi; kaynar su, küllü su, kimilerinin buna eklediği sodayla çamaşırlarının kirini çıkarabilmek için iyice çitilemek, çamaşır yıkayanların ellerinde ağır tahribat yapar, deri soyulmaları ve kızarıklıklar günlerce süren acılara neden olurdu. Bu etkilerden kaçınabilmek amacıyla da, çamaşırlar kimi zaman ayaklarla kimi zaman da ‘’ tokaç ‘’ denilen çamaşır tokmağıyla dövülerek yıkanır, bu kez de çamaşırlar hızla yıpranırdı. Küllü suyun özellikle renkli çamaşırlar üzerinde olumsuz etkisi şiirlere bile konu olmuştur. 1814’te ölen ve önemli bir hiciv ustası olarak biline Adanalı Seyyid Osman Süriri şöyle der:

Müşterinin çamaşırcı alaca anterisin

Urmasın küllü suya belki boyasın çıkarır.

İlk çağlardan itibaren kadınlar çamaşırları, derelerin kıyısında pürüzsüz taşlar üstünde tokaçlarla döver, ovar, çitilerlerdi. Suyun daha etkin kullanılmaya başlanmasından sonra köy meydanlarına yapılan çeşmeler de çamaşır yıkama yerleri haline geldi. Anadolu’nun bazı köylerinde, köyün ortak bir kullanım alanı olarak taş çamaşırhaneler de inşa edilmiştir. Bu çamaşırhanelerde çeşme, çamaşırı suya yatırmak, tokaçlamak, çitilemek için özel taş bölümler vardı; ama bütün bu gelişmelere rağmen modern çağa kadar çamaşır yıkama teknolojisi yavaş bir hızla gelişti.

Çamaşırların sürtülerek yıkandığı oluklu tahtalar, leğenler ve sıkma merdaneleri çamaşır yıkama teknolojisindeki önemli dönüm noktalarını oluşturur. Ancak Sanayi Devrimi’nden sonra, 19. Yüzyılın ortalarına gelindiğinde, durum birden değişti. 1858’de Hamilton E. Smith, Amerika’nın ve tabii ki dünyanın ilk mekanik çamaşır yıkama cihazının patentini aldı. Hemen ardından ‘’ Herpers Twelvetrees’’  çamaşırları kendi kendine çitileyen bir makine tasarladı. İlk çamaşır makineleri büyük bir kutu biçimindeki tekne içinde dönen çarklardan ibaretti. Teknenin yanındaki kol elle çevrildiği zaman içindeki çarklar da dönerek sudaki çamaşırı karıştırır; kirlerini akıtırdı. Ancak bu makineleri kullanmak da neredeyse çamaşır tokaçlamak kadar zor bir işlemdi.

1908’de Thomas J. Meroney daha ‘’ tuhaf ‘’ bir makine geliştirdi. Meroney’in makinesi çamaşırların üzerine sıcak buhar püskürterek kirleri hızla temizliyordu. 1908’de, Amerikalı A. J. Fisher elektrik motoruyla çalışan  bir makine geliştirdi ve yüzyılın ortalarına varılmadan çamaşır yıkama teknolojisinde büyük gelişmeler sağlandı.

İlk motorlu çamaşır makinelerinin çoğunda teknenin ortasına hem yukarı-aşağı hem de sağa-sola hareket eden bir mille tutturulmuş karıştırıcı, çamaşırları çevirerek sabunlu suyun aralarında geçmesine sağlar ve çamaşırları yıkardı.

Yüzyılın ortalarında bir İngiliz firması karıştırıcıyı teknenin iç kenarına yerleştirmiş, bir pervane hızıyla dönen karıştırıcının çamaşırlara değmeksizin yalnızca suyu şiddetle karıştırarak, su içinde alabora olan çamaşırların yıkanmasını sağlamıştır. Bu teknoloji, teknik özellikleri son derece gelişmiş günümüz otomatik makinelerinin ilk örneğidir.

Otomatik çamaşır makineleri sadece bu hızlı dönüşle çamaşırları yıkamakla kalmaz. Makine önce yıkanan çamaşırların suyunu sıkar. Ardından teknenin içinde büyük bir hızla döndürülen çamaşırlar, santrifüj gücüyle sularını kaybeder ve kısa süreli bir havalandırmadan sonra ütülenecek kadar nemli bir hale gelirdi.

1950’lerde özellikle ABD’de çamaşırhaneler hızla yaygınlaştı; bu çamaşırhaneler kamusal bir alan oluşturarak mahallelerin toplumsal yaşamını da zenginleştiriyordu.

1950’lerden itibaren çamaşır yıkama teknolojisi, makine ve deterjanlarda paralel bir gelişim yaşandı. Sıcak suyun yüksek devirli motorlar aracılığıyla yıkama teknelerinde hızla dönmesini sağlayan otomatik çamaşır makineleri deterjanların daha çok köpürmesine neden olmuş ve bu sorun da deterjan teknolojisinde yeni bir aşamayı ortaya çıkarmıştır. Deterjanın köpürme oranı ayarlanabilir bir hale getirilmiştir.

Pamuk, ipek, yün, akrilik gibi değişik malzemelerden üretilen ve farklı malzemelerle boyanmış olan giysilerin farklı etkilenme derecelerini dikkate alan deterjanlar geliştirilmiştir. Çamaşır makinesi üreticileri de bunu göz önünde bulunduracak yıkama sürelerini, su sıcaklığını, devir hızını ve hatta deterjan kullanım miktarını ayarlayabilen programlar geliştirmişlerdir.

Bugün artık çamaşırları kir ve lekelerden arındırmak için bilinen tüm maddelerden daha etkili olan deterjanlar, giysilerimizin ömrünü uzatan yumuşatıcılar, hoş kokulu temizlik ürünleri ve gelişmiş çamaşır makineleri sayesinde, çamaşır yıkamak için harcadığımız zaman birkaç dakikadır. Gelişen çamaşır yıkama teknolojileri zamandan sağladığı büyük tasarrufun yanı sıra, kullandığımız malzemenin ömrünü uzatarak para tasarrufu da sağlamaktadır.

Türkiye’de çamaşır makinesine talep 1950’lerde kendisini hissettirmiş. 1959’da Arçelik, bir yıl sonra Profilo üretime başlamıştır. 1979 yılının rekor satışı 313 bin makinedir. 2000 yılına gelindiğinde sektörde bulunan on sekiz şirket, üretimin yüzde 53’ünü elinde bulundurmaktaydı. Bugün ise Bosh-Siemens, Electrolüx-AEG gibi firmalar yanında Arçelik, Profilo ve Vestel de, krize rağmen kapasite artırımı düşünmektedirler ve yıllık üretim 600 binler civarındadır.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli