Bal Arılarının Nesli Tükenirse İnsanoğlu Yok Olur Mu ?

0
101

Bal Arılarının Nesli Tükenirse İnsanoğlu Yok Olur Mu ?

Bu sorunun kaynağı, dünyanın en ünlü bilim adamlarından Albert Einstein ‘ın şu teorisine dayanmaktadır: ‘’ Eğer arılar yeryüzünden kaybolursa insanın sadece dört yıl ömrü kalır. Arı olmazsa döllenme, bitki, hayvan, insan olmaz.’’ Ve bu teori oldukça sağlam bir temelde oturmaktadır çünkü bal arıları sebze ve meyve gibi gıda ihtiyaçlarımızı karşıladığımız bitki örtüsünün temel polen taşıcılarıdır.

Çiçek ve bitki türlerinin tüm polenleri arıların ayaklarına yapılır ve arılar 130 bin farklı bitki türüne konarak üremesini sağlar. Bunlar arasında kabak, kavun, çilek ve tüm meyveler vardır. Sadece bir kovandaki arılar bir günde bir milyon çiçeği döller. Dolayısıyla Einstein aslında bu teoriyle insanları uyarmaya çalışmıştır. Çünkü doğal yollarla taşımacılık görevini üstlenen arıların nesli tükenirse zincirleme olarak dölledikleri bitkilerin, bu bitkilerle beslenen hayvanların ve son olarak da insanların yok olacağını ileri sürmüştür.

Arı Ölümlerinin Nedeni Nedir ?

Einstein’ın yaşadığı dönemde bal arılarının geleceğine dair bir tehdit yoktu. Ancak son zamanlarda ABD olmak üzere dünyada onlarca ülkede bal arılarını gizemli bir şekilde hızla telef olmaları, bu teorinin gerçekleşme ihtimalini gündeme getirip bilim dünyasını kaygılandırmaya başladı. Çünkü pek çok bilim insanı arıların ölüm nedeni saptanamazsa Einstein’ın bu teorisinin gerçekleşme olasılığının yüksek olduğunu düşünmektedir.

Arıların gizemli şekilde yok olmalarının nedeni tam olarak saptanamasa da baş sorumlu olarak zirai ilaçlar gösterilmektedir. Günümüzde 39 bin tonun üzerinde kimyevi ilaç, tarım alanlarında haşerelerle mücadele etmek için kullanılmaktadır. Bu kimyevi ilaçlar arıların ölümünde etken bir rol oynamaktadır. Genetik mühendislerinin ‘’ Gen Teknik ‘’ adı altında ürettiği GDO’lu hibritlerin ( tohumların) polenleriyle de arıların yaşamı, soylarının devamlılığı tehlikeye atılmaktadır. Tahmin edilen diğer nedenler ise iklim değişiklikleri, çevre kirliliği ve parazitlerden kaynaklanan hastalıklardır.

Bal arılarının yok oluşuyla ekolojik sistemin döngüsünün ciddi ve derin bir darbe alarak altüst olacağı açık bir şekilde ortadadır. Peki bu sonuç, insanoğlunun varlığını tehdit edecek midir?

Einstein’ın ‘’ küresel ısınma ‘’ üzerindeki çalışmalar esnasında geliştirdiği ‘’ arılar teorisi ‘’ birçok bilim insanını ve üniversiteleri araştırmaya, yeni teoriler ortaya koymaya sevk etti. En iyimser yaklaşım ise Nacional del Comahuse Üniversitesi’ndeki uzmanlardan geldi. Bu üniversitede araştırmalarını sürdüren Arjantinli ve Kanadalı bilim insanları, arıların yok olmasıyla değişecek olan eko sistemde insanoğlunun devamlılığını sürdürebilmek için insan üretimiyle elde edilen tohumlardan ekim ve hasata devam edebileceğini savunmaktadır. İnsan beslenmesinde pirinç ve buğdayın daha hayati bir öneme sahip olduğu ve bu gibi besin maddelerinin yetiştirilmesinde arıların herhangi bir katkısının bulunmadığını da vurgulamaktadır. Yani sonuç belki besin çeşitliliği azalacak ama insanlar aç kalmayacaktır.

Bir kurtarıcı olarak da deniz ürünleri görülmektedir. Ancak çevre kirliliği, avlanma yasaklarına uyulmama gibi faktörler göz önünde bulundurulduğunda, insanların deniz ürünleriyle daha ne kadar beslenebileceği de ayrı bir soru işaretidir.

Bilim insanlarının ortak platformlarda buluştukları bir nokta ise arıların yok olmasıyla insanoğlunun yeni bir evrimleşme sürecine girebilme olasılığının var olmasıdır. Einstein’ın ‘’ arılar teorisi ‘’ nin bu bağlamda çökertildiği savunulsa da bilim adamları bu noktada fikir ayrılığına düşmüştür.

Elbette bu teorilerin gelecekte gerçekleşip gerçekleşmediğini elbette zaman gösterecek ama ekolojik dengenin bozulmasının insan hayatını pek çok açıdan olumsuz etkileyeceği gerçeğini doğamıza sahip çıkmadığımız sürece göz ardı edemeyeceğimiz de apaçık ortadadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz