Ateş Tam Olarak Nedir Ki?

0
85

Ateş Tam Olarak Nedir Ki?

Suyu anlamak kolaydır. Bardaktan yudumlayabiliyorsanız sıvıdır. Küpler halinde sıvı üzerinde yüzüyorsa katıdır. Çılgınca kaynağa demliğin ağzından çıkıyorsa gazdır.

Ancak ateş, maddenin bu hallerinin hiçbirine benzemez ya da onlar gibi hissedilmez. İnsanoğlu yaşadığı Dünya’yı merak etmeye başladığı ilk zamanlardan beri ateşin gizemini çözmeye çalışıyor.

Eski Yunanlar ateşin dört temel elementten biri olduğunu düşünmüşlerdi: Toprak, su, hava ve ateş. Filozof Heraklitos, ateşin aslında en temel element olduğunu söylüyordu. Ona göre Dünya her zaman, hiç sönmeyecek olan bir ateş topundan ibaretti ve bundan sonra da öyle kalmaya devam edecekti. Anaksimander adlı filozof yeryüzünün devasa ve puslu küreler tarafından sarmalandığına, ancak bunun ötesinde, büyük bir ateş topundan oluştuğuna inanıyordu. Yıldızlar ve Güneş sadece ateşten bir görüntüydü, tıpkı abajurun üst deliğinden görünen parıltı gibi…

Pek çok kişi ateşi hem var oluş hem de yok oluş kaynağı olduğuna inanmıştır. Akla yatkın geliyor çünkü küçük bir yangın bile, dans eden bir ateş gibi sürekli hareket halindedir ve etrafındaki her şeye zarar verebilecek kapasitedir.

Ateş tarih boyunca öylesine göz kamaştırıcı, korkutucu ve gizemli bulunmuştur ki ( aynı zamanda da yararlı ), bu gizemi çözmeye çalışmak başlı başına yeni bir bilim dalının doğmasına vesile olmuştur: Kimya

İnsanoğlu ateşi anlamaya çalışırken, daha önemli bir şeyi keşfetmişlerdir: Oksijen. 1500’lü yılların başlarında kaşif ve sanatçı Leonarda da Vinci, bir canlının havasızlıktan ölmesi gibi, alevin de hava olmadan söndüğünü kaydeden ilk kişilerden biridir. Diğerleri ise metaller alevde ısıtıldığında, geride kalan tozların orijinal metalden daha ağır geldiğini keşfetmişlerdi. Sanki görünmez bir madde eklenmiş gibiydi.

1700’lü yıllarda Fransız kimyager Antoine-Lourent Lavoisier ve diğerleri havanın gazlardan oluştuğunu fark ettiler. Yanan materyallerin üzerine yapışan ve yanan metallere kendi ağırlığını ekleyen bu gazlardan biri oksijendi.

Bilim insanları çok geçmeden bunun nasıl olduğunu ortaya çıkardılar. Oksijen atomları zamanla, karbon ve hidrojen atomlarıyla bir ağaç gibi birleşerek hidrokarbon adlı maddeleri oluşturur.

Zamanla yavaş yavaş sararan sayfalardan, vücutta kontrollü olarak ‘’ yakılan ‘’ yiyeceklere ve gerçek odun ateşine kadar, oksidasyon her an ve her yerde devam eden bir olaydır.

Ateş, yoğun ısıyla hızlandırılan bir oksidasyon olayından ibarettir. Eğer odun gibi bir yakıt, örneğin birden çakılan kibritle ısıtılıyorsa, havdaki oksijen çabucak odundaki hidrojen ve karbon atomlarıyla bağ yapar. Eğer bu süreç tutuşma noktasına doğru hızlanırsa, ısıyı hisseder ve kırmızı bir parıltı görürüz. İlk alevler ortaya çıkmaya başlar ve çakılan kibrit bir kamp ateşini başlatmış olur.

Ateşte yakılan yakıt katı ( odun veya kömür parçası ), sıvı ( gaz veya gaz yağı ) veya gaz ( doğalgaz veya propan) olabilir. Bilim insanlarına göre, bir nesne alev oluşmadan da yanabilir ( köz gibi ).

Peki ya dans eden ateşin kendisi?  Alevler, yanan bir maddenin yükselen dumanın yanında karbondioksit gibi, parıldayan çok sıcak gazların bir araya gelmesinden oluşur. ( Ne kadar mı sıcak? Mum alevinin sıcaklığı 982 derecedir.) Kamp ateşi kenarında otururken, aynı zamanda korlardan kopan kıvılcımların karanlıkta saçıldığını ve dumanın gökyüzüne doğru yükseldiğini fark edersiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz